Geçenlerde final yapan In Your Radiant Season, sessizce kalbin içine yerleşen, bölüm bölüm, hislere dokuna dokuna ilerleyen bir hikayeydi. Slice of life türüne benzer ilerlese de bir melodram işi olduğu dizinin konusunda açıkça belliydi.
Dizi, gizemli bir kaza sonucu işitme yetisini ve hafızasını kaybeden neşeli animatör Sunwoo Chan (Chae Jong-hyeop) ile hayatı kış gibi soğuk algılayan tasarımcı Song Ha-ran'ın (Lee Sung-kyung) dokunaklı iyileşme ve aşk hikayesini anlatıyor. Ama bu hikayeyi özel kılan şey, olayların kendisinden çok o olayların karakterlerde bıraktığı izler. İkisinin de yaşadığı travmaları izleyiciye o kadar iyi geçiyor ki, ister istemez etkileniyor empati kuruyorsunuz. Woo chan hafızasındaki eksik anıları hatırlamaya çalışırken, Ha ran kayıplarının yasında kaybolmaya devam ediyor. Ha ran geçmişte farkında olmadan Woo Chan'a iyi gelmiş onu hayatını değiştirmişken, Woo Chan şimdi'de kendini soğuk bir kış mevsimine hapsetmiş Ha ran'a baharları müjdeliyor. Tüm duygular o kadar yerli yerindeki izlerken akıcılığıyla bizi alıp götürüyor.
Başrolde izlediğimiz Chae Jong-hyeop, bu dizinin kalbini taşıyan isimlerden biri olmuş. Onu ilk kez bir başrolde izlememe rağmen, karakterle kurduğu bağ o kadar güçlüydü ki sanki uzun zamandır bu tarz rollerin içindeymiş gibi hissettirdi. O içten gülümsemesi, kırılgan ama umut dolu hali… gerçekten izleyiciye geçen bir samimiyeti vardı. Bazı oyuncular vardır, oynadıkları karakteri sadece canlandırmaz, yaşatır; Chae Jong-hyeop da burada tam olarak bunu yapmış.
Onun yanında Lee Sung-kyung’u izlemek ise zaten başlı başına bir keyifti. Her zaman düşündüğüm bir şey var: Bazı oyuncular sahnede sadece kendilerini değil, karşılarındaki oyuncuyu da yükseltir. Lee Sung-kyung da bu etkiye sahip. Bu yüzden ikilinin sahnelerinde “oyunculuk” hissi neredeyse tamamen ortadan kalkıyor; sanki gerçekten yaşayan iki insanı izliyormuşsun gibi bir doğallık oluşuyor.
Dizinin yan karakterleri de bu sıcak atmosferi destekleyen en önemli unsurlardan biriydi. Özellikle Han Ji-hyun’un canlandırdığı karakter, hikayeye bambaşka bir renk kattı. Onun o sevimli, enerjik ve iç ısıtan halleri dizinin duygusal yoğunluğunu dengeleyen bir nefes gibiydi. Ekrana her gelişinde yüzünde istemsiz bir gülümseme oluşuyor. Açıkçası onu ikinci çift olarak daha fazla izlemek isterdim. Büyükannelerinin sekreteriyle olan sahneleri çok fazla değildi ama o kısa anlarda bile aralarındaki uyum hissediliyordu.
Aynı şekilde en küçük kız kardeş rolünü canlandıran Oh Ye-ju da dikkat çeken isimlerden biriydi. Onu ilk kez bu dizide izleyip sonrasında başka projelerde de karşıma çıkması, ister istemez “yükselişte bir oyuncu” hissi uyandırdı. Doğal oyunculuğu ve sahneye uyumu, ileride çok daha büyük işlerde karşımıza çıkacağının sinyalini veriyor gibi.
Dizinin genel atmosferine baktığımızda her şey olması gerektiği kadar ve olması gerektiği yerde. Bu da diziyi izlerken insana garip bir huzur veriyor. Bölümler ilerledikçe fark ediyorsun ki seni etkileyen şey büyük olaylar değil de insanın içini ısıtan iyileşmesine neden olan o küçük anlar; bir bakış, bir duraksama, bir cümle…
Final kısmına geldiğimizde ise, uzun zamandır Kore dizilerinde özlediğimiz o “tatmin edici kapanış” hissiyle karşılaşıyoruz. 11. bölümde hikayenin toparlanamayacağını düşünmüş olsam da, final bölümü bu fikrimi tamamen değiştirdi. Her şey olması gerektiği gibi, aceleye getirilmeden ve duygusunu kaybetmeden bağlandı. Özellikle o evlenme teklifi sahnesi… gerçekten kalpte yer eden sahnelerden biri oldu. Hatta gönül rahatlığıyla söyleyebilirim ki, Oh My Venus’taki sahneden sonra en sevdiğim evlenme tekliflerinden biri haline geldi.
Genel olarak In Your Radiant Season, hem ağlatmayı hem gülümsetmeyi başarıyor, romantizmi merkezine alırken dramı da dozunda veriyor. En önemlisi ise izledikten sonra kalbinde bir sıcaklık bırakıyor. Bu yılın romantizm temalı yapımları arasında kesinlikle özel bir yere sahip olduğunu düşünüyorum.
Eğer sen de aksiyondan çok duyguya odaklanan, yavaş ilerleyen ama derinlikli hikayeleri seviyorsan; travma, kayıp ve iyileşme temalarının işlendiği diziler seni etkiliyorsa ve romantizmin abartıdan uzak, doğal halini izlemekten hoşlanıyorsan, bu dizi tam sana göre. Özellikle Call It Love, Just Between Lovers ve It’s Okay to Not Be Okay gibi dizileri sevdiysen, In Your Radiant Season büyük ihtimalle senin de kalbinde kendine yer bulacaktır.








0 Yorumlar