Geçenlerde Osamu Dazai’nin kısacık bir kitabı olan Öğrenci Kız'ı okudum.. Dazai’yi bilen bilir; Pandora'nın Kutusu, İnsanlığımı Yitirirken’i, Batan Güneş’i okuyan biri olarak, yazarın melankolisine ve derin psikolojisine zaten aşinaydım. Ama bu kısacık öykü, beni bambaşka bir yerden yakaladı.
Düşünün ki, bir karakterin sadece 24 saatini deneyimliyorsunuz. Bu yirmi dört saat, dışarıdan bakıldığında sıradan bir lise öğrencisinin günlük rutini gibi görünüyor. Ama Dazai, sihrini burada kullanıyor: Kızın kafasının içindeyiz!
Kitabın beni en çok çarpan yanı, o ergenlik çelişkilerini Dazai’nin inanılmaz bir ustalıkla yakalaması oldu. Okurken kendimi bulduğum, ismini bile bilmediğimiz başrol hanım kızımızla kendimi bağdaştırdığım yerler oldu:
Bir an, sorumluluktan kaçan, oyun oynamak isteyen, çocuk kalmaya can atan o eski ben var.
Hemen ardından, yetişkin olduğunun farkına varan, dünyanın beklentilerini omuzlarında hisseden ve bu beklentilerin ağırlığı altında ezilen o şimdiki ben geliyor.
Bu inişli çıkışlı ruh hali, o kadar gerçek, o kadar canlı ki. Sürekli kendinle kavga etme, kendini beğenmeme, başkalarının gözündeki yerini sorgulama... Dazai, bu duygusal kaosu bir kadın karakter üzerinden, üstelik yıllar öncesinde yazmış olmasına rağmen, hala taptaze ve güncel hissettiriyor. Bu durum yazarın insan ruhunu ne kadar iyi anladığını gösteriyor.
Neden bu kısacık öykü bu kadar etkili? Bence cevap basit: O Öğrenci Kız’ın içindeki ses, aslında hepimizin içinde bir yerlerde duruyor.
Dazai’nin kalemi, zamanın ötesine geçmeyi başarıyor. Kitapta geçen kimlik bunalımı, hayatın anlamsızlığına dair iç çekişler ve toplumsal rollerle mücadele... Bunlar ne 1930’ların Japonya’sına, ne de sadece ergenliğe ait duygular. Hepimiz hayatımızın bir döneminde (ya da her döneminde) bu kırılganlığı hissediyoruz.
İnsanlığımı Yitirirken gibi eserlerinde Dazai, büyük bir dramı ve düşüşü anlatır. Ama "Öğrenci Kız", o büyük dramın tohumlarının atıldığı, günlük yaşamın minik psikolojik savaşlarını anlatıyor. Melankoliyi, daha yumuşak ama daha kişisel bir dille sunuyor.
Toparlarsak...
Eğer Dazai okumaya yeni başlayacaksanız ya da onun o ağır, kasvetli havasını biraz daha hafif, daha içten bir monolog şeklinde deneyimlemek istiyorsanız, "Öğrenci Kız" harika bir başlangıç.
Bu, sadece bir kız öğrencinin 24 saati değil; hepimizin içindeki o çelişkili kalbin, büyümeye direnen ruhun kısa ama derin bir portresi. Okuyun, pişman olmayacaksınız!


0 Yorumlar