Dear X Dizi Yorumu : Travma mı, Tercih mi?




Travma mı, Tercih mi?

Hayatta hepimiz çocukluğumuzdan bir şeyler taşıyoruz. Kimimiz omzumuzda hafif bir gölge gibi, kimimizse sırtında kocaman bir kaya. Travmalar elbette bizi şekillendiriyor; davranışlarımızda, korkularımızda, hatta hayallerimizde bile izleri var.
Ama şu sorudan da kaçamıyoruz:
Nereye kadar travma, nereden sonra tercih?
Bir noktadan sonra yaptıklarımızın sorumluluğunu “geçmişim böyle” diye rafine bir bahaneye mi dönüştürüyoruz?
“Ben böyle oldum çünkü çocukluğum” cümlesi bizi nereye kadar kurtarır?

İşte tam da bu sorunun üstüne izlediğim Dear X beni hem içine çekti, hem sinir etti, hem de “yahu bu nasıl yazılmış böyle?” dedirtti. Çünkü dizi tam anlamıyla bu ikilemin içinde gidip geliyor: travmanın mı ürünü izliyoruz, yoksa düpedüz kötü tercihlerin mi?



Dizinin Konusundan bahsedelim kısaca:

Baek Ah-jin



Güzelliğiyle, zekasıyla, adeta “başarıya koşan kız” görünümüyle geliyor ekrana ama iki bölüm sonra anlıyoruz ki bu kızın hayattaki tek amacı: yükselmek, yükselmek, daha da yükselmek.
Ve bunu yaparken de kimsenin canı, hayatı, emeği, psikolojisi umurunda değil.
Manipülasyon, yalan, tehdit, duygusal şiddet… Hepsi var.

Dizinin temel sorusu şu:
Ah-jin bir kurban mı, yoksa herkesin kurdu mu?

Ah-jin ile İlk Tanışmam: Rahatsızlık + Merak Kombosu

İtiraf edeyim, ilk dört bölümde Ah-jin’den ciddi anlamda rahatsız oldum.
Çevresindeki herkesi bir piyon gibi kullanması, insanların hayatını altüst edecek istekleri gözünü bile kırpmadan gerçekleştirmesi… “Bu kız travma yaşamış olabilir ama bu yaptıklarının kaç tanesi travma, kaç tanesi bilinçli tercih?” diye düşündüm sürekli.

Merak duygusu ağır bastı, izlemeye devam ettim ama midemde hep bir düğüm vardı.

Jun So: Süresiz Suçluluk Mahkumu



Gelelim beni dizide en sinirlendiren karaktere: Yoon Jun So.

Bu çocuk Ah-jin’in üvey kardeşi oluyor bir dönem. Annesinin Ah-jin’e kötü davranmasının cezasını kendine kesiyor.
Neden?
Cidden neden?

İkiniz de çocuktunuz.
O yaşta kim neyi yönetebilirdi?
Annenin hatalarının bedelini oğlunun ödemesi gerektiğini ona kim söyledi?

Ah-jin’in manipülasyon gücü mü, Jun So’nun kendini feda etmeye meyilli kişiliği mi bilemem ama izlerken elimde olmadan bağırdım:
“Yeter artık, nereye kadar? Sen de zarar verdin, sen de yanlış yaptın. Ne zaman duracaksın?”

Derken…
Dizi bize bir an “Oh be, sonunda Jun So gözünü açtı!” hissi verdi.
Belgesel çekip Ah-jin’i ifşa etti ya…
Tam “Helal!” diyecekken…

Adam ne yaptı?
Ah-jin ile birlikte intihar etmeyi planladı.
İnanılmaz.

Madem onu durdurmak istiyordun, madem onun sadece ölünce duracağını düşünüyordun:
Önce onun öldüğünden emin olsaydın bari!
Sen gidince ne değişti?
Hiçbir şey.

Jae Oh: “Kör Sadakatin” Heykeli Dikilecek Olsa Modeli Sensin



Ve geldik diğer sadık kölemize: Kim Jae Oh.

Bu çocuk hiçbir şey sorgulamıyor.
Ah-jin ne derse kabul.
Niye yaptığı önemli değil.
Kime zarar verir hiç önemli değil.

O kadar sorgusuz ki izlerken şunu dedim:
“Bu güzellik gerçekten bu kadar mı kör ediyor?”

En komiği de şu:
“İşe yarar hissetmek istedim, sonuna kadar beni kullan.”
E kardeşim, işe yarar hissetmek istiyorsan git gönüllü işler yap, çocuk okut, yaşlılara yardım et — niye bir manipülatörün stepnesi oluyorsun?

Kafenin Patronu: Tüm Yük Üstüne Kaldı, Adam Melek Gibi Döndü



Ah-jin, çalıştığı kafenin patronunun üstüne babasının ölümünü yıktı. Adam cezaevine girdi.
Ben dedim ki:
“Tamam, şimdi intikam zamanı.”

Ama ne çıktı?
Cennetten yeryüzüne inmiş bir melek.

Ah-jin’i anladığını falan söyledi.
Hadi oradan!
Bu kadar mı kolay affedilir bir insanın hayatı?

Heo In-gang: Psikolojik Çökmüş Bir Çocuğun Üstüne Basıp Yükselmek






Aktör sevgilisi…
Zaten psikolojik olarak kırılgandı.
Ah-jin onu ünlenmek için kullandı.
Çocuk intihar etti.
Ve Ah-jin’in yüzünde bir gram pişmanlık görmedik.

Travma mı, tercih mi?
İşte burada cevabım netleşmeye başladı:
Bu kız tercihleriyle bir insanı öldürdü.

(Ay çok da yakışıyolardı be. İnşallah ikisini bir romantizm temalı dizide izleriz.)

Jun So’nun Kitap Yazması: “Bu da mı gol değil?”



Ah-jin’in hayat hikayesi üzerinden kitap yazması…
Evet, Ah-jin’i ifşa ediyor ama burada da başka bir problem var:
Bu çok bencilceydi.
Yani tüm bu yaşananları bir kariyer hamlesine çevirmek?
Kusura bakma Jun So, sen de masum değilsin.

Seung Hui: İntikam Meleği Derken… Hüsran

Liseden arkadaşı Seung Hui'’nin intikam girişimleri vardı.
İzlerken “Oh, sonunda biri bu kızın hakkından gelecek!” dedim.
Ama ne oldu?
Hiçbir şey.

Başarısız.
Silik.
Etkisiz.

Bu kadar birikmiş kötülüğün hiçbir karşılık bulmaması dizinin en büyük hayal kırıklığıydı.

Finansör Kocası Moon Do Hyeok: “Şimdi Ayvayı Yedin Ah-jin” Dediğim An…



Dedim ki:
“Tamam, şimdi buldu belasını.”
Adam psikopat gibi duruyor, hikaye buraya kayacak belli.

Ama?
O da olmadı.

Dizi her defasında
“Bak şimdi geliyor!”
diyor ve hiçbir şey yapmıyor.

Sonuç: Orijinal Fikir, Kötü Yazılmış Senaryo



Dear X benim için şöyle bir dizi oldu:

  • Fikir güzel.

  • Atmosfer iyi.

  • Karanlık hava çekici.

  • Karakter teması iddialı.

Ama?
Kötü yazılmış.
Olamayan intikamlar, tutarsız karakterler, sonuca bağlanmayan hikayeler, hiçbir şeyi hak etmeyen “yırtışlar”…

Bir noktadan sonra seyir keyfi değil, sinir krizi yaşatıyor.

Orijinal mi? Evet.
Cesur mu? Evet.
İyi mi?
Hayır. Çünkü tutarlılık yok.

Yorum Gönder

0 Yorumlar

Son Yayınlanan

90’lar Rüzgarı ve Ofis Casusluğu: Undercover Miss Hong