Başrollerinde yeni jenerasyondan birileri olsaydı 2025'in en iyi romcomu olurdu!- Nice to Not Meet You Dizi Yorumu


Bugün 2025’in en sağlam romantik komedilerinden biri olan Nice to Not Meet You’ya veda ettim arkadaşlar! Ya gerçekten diyorum, eğer başrollerde başka bir ikili olsaydı bu diziyi direkt 2025'in romantik komedi dizileri listesinde birinci sıraya, tahta oturturdum, öyle bir kalite. 

Başrollerde karizmanın öz evladı Lee Jung-jae ve son yılların yükselen yıldızı Lim Ji-yeon var. Lim Ji-yeon'u çok sevemesem de bu dizide benim hiç mi hiç rahatsız etmedi. Yan rollerde ise aurasına bittiğim Kim Ji-hoon (SAÇLARINI NEDEN KESTİRDİ HALA ANLAMIYORUM😔) ve güzeller güzeli Seo Ji-hye eşlik ediyor ki kadro zaten "ben buradayım" diyor. 








Şimdi dürüst olalım, Lee Jung-jae o yaşına rağmen hala taş gibi, hala çok sempatik, hala mimikleriyle kalp eritiyor, karizmasından ödün vermiyor ama Lim Ji-yeon ile aralarındaki yaş farkı da "merhaba ben buradayım" diyordu yani, ne yalan söyleyeyim. Ama o kadar tatlı, o kadar naif bir diziydi ki aileyle bile gönül rahatlığıyla izlenir. Zaten doğru düzgün bir kiss bile göremedik, öyle masum, öyle eski usul bir aşk!






Dizinin konusuna gelirsek; başrolümüz Lim Hyun Joon (Lee Jung-jae) aslında çok ünlü bir oyuncu ama 5.sezonunu çektiği dedektif dizisindeki rolü Kang Pil, üzerine yapışmış. İstemese de başka teklif gelmediği için oynuyor. Haliyle de adamın hayatı setlerdeki o bol patlamalı, vurdulu kırdılı aksiyon sahneleriyle geçiyor. Diğer tarafta ise siyaset masasında ter döken, yolsuzlukların üzerine korkusuzca giden idealist gazetecimiz var. Her ne kadar magazin bölümüne atansa da yarım kalan işini bitirmekten geri kalmıyor. 



Bu ikili öyle bir "enemy to lovers" döngüsüne giriyor ki sormayın! "Destiny" yani kader teması ise dizinin her yerine serpiştirilmiş ama hiç öyle absürt durmuyor, "hadi canım bu kadar da olmaz" demiyorsunuz. Senarist resmen ilmek ilmek işlemiş, her şeyi hikayenin içine müthiş yedirmiş. Komedi kısmına ise ayrı bir parantez açmam lazım; ya her bölümde en az bir kere kahkaha attım, öyle eğlenceli, öyle hayatın içinden bir mizahı vardı. Bir yandan aksiyon sahnelerinde heyecanlanıyorsun, bir yandan gazeteci kızımızın suç ve politik davalarıyla geriliyorsun, bir yandan da o naif aşkla pamuk gibi oluyorsun. Vallahi bu senarist daha ne yapsın arkadaş!! Her tuşa basmış ve hepsinden de muazzam bir ses çıkmış! İzlemeyen çok şey kaybeder, benden söylemesi.


Yorum Gönder

0 Yorumlar

Son Yayınlanan

90’lar Rüzgarı ve Ofis Casusluğu: Undercover Miss Hong