Henüz "Squid Game" ile dünya starı olmamış bir Lee Jung-jae ve karizmasıyla ekranı yakıp yıkan bir Jung Woo-sung... Film, bu iki dev ismin gençlik enerjilerinin zirvesinde olduğu dönemde geçiyor.
Jung Woo-sung (Do-chul): Ringlerde şansını kaybeden ama onurunu kaybetmemeye çalışan bir boksör. O ıslak saçları, deri ceketi ve hüzünlü bakışlarıyla tam bir 90’lar ikonu.
Lee Jung-jae (Hong-ki): Hayatı kısa yoldan köşeyi dönmek üzerine kurulu, ağzı laf yapan, sempatik ama bir o kadar da güvenilmez bir dolandırıcı.
konusu:
"Güneşin Doğduğu Şehir", aslında hiçbir yere ait olamayan, hayalleri olan ama gerçeklerin tokadını her gün yiyen iki gencin hikayesi. Biri yumruklarıyla, diğeri yalanlarıyla hayatta kalmaya çalışırken yolları kesişiyor.
Film; 90’lar sonunun o meşhur umutsuzluk ve özgürlük arasındaki ince çizgisini çok iyi yakalıyor. Neon ışıkları, arka sokaklar, bitmeyen sigara dumanları ve "bir gün başaracağız" inancı...
Neden İzlemelisiniz?
Gerçek Dostluk: Aralarındaki ilişki sadece bir arkadaşlık değil; birbirini hem dibe çeken hem de hayata bağlayan bir kader ortaklığı.
Görsel Estetik: Yönetmen Kim Sung-su, filmi adeta bir moda çekimi ya da müzik klibi tadında ama sokağın sertliğini de hissettirerek çekmiş.
Orijinal Oppalar: Bugünkü pürüzsüz "idol" görüntüsünden uzak, daha maskülen, daha dağınık ve kesinlikle daha "can yakan" bir karizma söz konusu.
P.s. : "City of the Rising Sun", sadece bir film değil, bir dönemin ruh halidir. Eğer o dönemin estetiğini seviyorsanız, bu ikilinin gerçek hayatta da hala çok yakın dost olduğunu bilmek filmi izlerken kalbinizi bir tık daha fazla ısıtacak.




0 Yorumlar