Büyük Umutlar, Dev Hayal Kırıklıkları: "Our Universe" Üzerine Bir Ağıt

 



Bugün masada beni hem sinirlendiren hem de "ah be" dedirten bir yapım var: Our Universe. Fragmanları ilk düştüğünde hepimiz o kadar büyük bir beklentiye girmiştik ki... Harika bir tema, tertemiz bir görsel dil ve tabii ki o reklamların yıldızı olan bebiş! Peki, ne oldu da bu kadar güzel başlayan bir iş bir anda elimizde patladı?



Dizi aslında çok naif bir noktadan başlıyor: Hayatın zorlukları içinde bir şekilde yolları kesişen insanların, minik bir bebeğin (Wo-joo) etrafında birleşen hikayesini anlatıyor. Temelde, kimsesiz kalan veya aile bağları kopmuş karakterlerin, Wo-joo'nun o masum varlığıyla yeniden "aile" olmayı öğrenmelerini, aralarındaki o sıcak ve iyileştirici bağı izlemeyi bekliyorduk. Konu o kadar potansiyelliydi ki, insan modern bir peri masalı izleyeceğini sanıyordu.



Dizinin asıl teması ve kalbi o dünya tatlısı Wo-joo’ydu. Bebiş o kadar inanılmaz bir şey ki, ekranda göründüğü an her şeyi unutuyorsunuz. Ancak senaristler ne hikmetse, asıl odaklanmaları gereken o mucizevi bağı ve bebeğin hikayesini bir kenara itip bizi bitmek bilmeyen, sakız gibi uzayan "sadun" (akrabalar arası çekişmeler/dünürlük durumları) dramalarına mahkum ettiler. Wo-joo gibi bir potansiyel varken, asıl temanın bu kadar arka plana itilmesi dizinin en büyük günahıydı.






Hyun-jin karakterinin o bitmek bilmeyen kararsızlığı beni benden etti. Sunbaesi ile sadunu arasında kalış kısımları o kadar gereksiz uzadı ki... Bir noktadan sonra dayanamadım; sunbae ile olan sahneleri "sararak" izlemeye başladım. Hikaye ilerlemiyor, sürekli aynı duygusal karmaşada patinaj çekiyordu. O sadunların sahneleri de eklendiğinde dizi iyice çekilmez bir hal aldı.



Şimdi dürüst olalım, dizinin en büyük hayal kırıklığı kesinlikle Roh Jeong-eui. Evet, kız çok güzel ama oyunculuk ya-pa-mı-yor! Bu kadar net. Özellikle o derin dram sahnelerinde, karakterin acısını hissetmemiz gereken yerlerdeki o "ölü balık" bakışları... Hüzünlenmem gereken sahnelerde kızın o boş bakışları yüzünden gülmeye başladım, çünkü durum trajikomik bir hal alıyordu. Bence model olarak hayatına devam etmeliydi, çünkü bu oyunculuk performansı dizinin o duygusal yükünü asla kaldıramadı.




Final haftasına girdiğimizde ise tam bir senaryo kazası yaşadık. İlk 10 bölümde yaydıkları her şeyi son iki bölüme öyle bir sıkıştırmışlar ki, ortaya çıkan trajedi kısmı senaryoya hiç oturmamış. "Hadi şimdi de şuna üzülün" der gibi önümüze atılan o son dakika dramları evlerden ırak! Yahu sevgili senaristler, elimizde bu kadar tatlı bir bebek, bu kadar güzel bir tema varken bizi neden böyle hayal kırıklığına uğrattınız? :(


Our Universe, çerezlik olabilecekken bile kendi potansiyelini harcayan, ortalamanın altında kalan bir yapım olarak hafızamda (veya hafızamdan silinecekler listesinde) yerini aldı. Wo-joo hatırına belki izlenir ama o oyunculuklar ve sarkan senaryo ile çok sabır gerektiriyor.

Yorum Gönder

0 Yorumlar

Son Yayınlanan

90’lar Rüzgarı ve Ofis Casusluğu: Undercover Miss Hong